22 Nisan 2014 Salı

Çocuklar çünkü


Çocuklar çünkü; onlar daha derin nice büyükten. Hayal dünyaları, yalnız dünya değil, koskocaman bir evren..
 
Duvarları koyduğumuz, ana hatlarını çizdiğimiz durgun göletin içinde değil onların düşleri.. Denizleri pupa yelken, güneşleri hep gülen, evlerinin kapıları hep açık iyiliğe, güzelliğe.. Kilitler vurulmuyor yalnız kapılara değil, duyguların üzerine bin bir kat hem de..

Yüzleri aynası gibi yüreklerinin; maskesiz, örtüsüz, kinayesiz, abartısız, sanatsız... Onların yüzü yeterince şiir çünkü..
 
Kürdili hicazkarları yanında büyüklerin, onların çok sesli senfonileri.. Hiçbir ritmleri, sesleri birbirine benzemeyen..

Onlar inanıyor çünkü, gökkuşağının altındaki o düşler ülkesine.. Kötülerin hep kaybedip iyilerin yüzlerinin güleceğine.. İnanç, umut ve neşe; onların evreninde; suya yazılı bir iklimde..
 
Biliyorlar; bir şeyin ille görünmesi gerekmez var olması için...

İşte onun için...
 
Çocuklar, hep onlar...

Uçaneller Kuklaevi "Bremen Mızıkacıları" ile Bursa'da

Uçaneller Kuklaevi "Bremen Mızıkacıları" oyunu ile Bursa'da konuğumuz oldu.
Oyun, Oyunbaz Atölye'de onlarca küçük seyirci ile buluştu.

Bursa Çocuk Sanat Evi'nde de sahne alan oyun büyük beğeniyle izlendi.
 

İlk konulu atölyemizi gerçekleştirdik

Bu yola çıktığımızda, kendi kendimize hep söylediğimiz şey: sadece eğitim verdiğimiz, hep birlikte eğitim alabileceğimiz, alanda çalışan meslektaşlarımızla oturup eleştirel yaklaşabildiğimiz bir çizgide ilerleyelim.
İsteğimize ilk adımımızı çok sevdiğimiz hocamız Müjdat Ataman ile attık. Bol soru işaretli olduğu kadar bol yanıt verici,  kabullendirici olduğu kadar dürtükleyici bir atölyeydi.
12 Nisan'da gerçekleştirdiğimiz "Drama Nedir, Ne Değildir" konulu atölye 6 saat sürdü.
Atölyeden kalan belki de en önemli cümle hepimiz için: "ACIYORSA ÖĞRENİYORSUNDUR!.."
Acımaya devam o halde...

5 Nisan 2014 Cumartesi

ben çocuklarla çalışırken

Ben çocuklarla çalışırken;
zaman durur, bir var bir yok olur dünya.. Dünya, yaşanılır bir yer olur... İlle gülünesi, ille yüzü aydınlığa dönülesi..
 
Ben çocuklarla çalışırken;
mekan yok olur; yerin yedi kat altı, yedi kat üstü, harikalar diyarları uzay mekikleri, gemiler ve diğerleri.. Sıcak ve soğuk, kar ve kış mevsim mevsim uzaklaşır. Onların iklimine döner dünya.. Onların iklimleri bin mevsim, bin mevsim ama hepsi umuda yaslı..
 
Ben çocuklarla çalışırken savaşlar durur, kavgalar, haksızlıklar, yaralar.. Onların coğrafyasında her şey ne imkanlıdır, ne bereketli ve ne olası.. Yok'un yok olduğu diyarlar..
 
Ben çocuklarla çalışırken, her şeyi unuturum. Sadece "şimdi" de ve sadece "burada", enerjileri ne bitmez, hayal dünyaları ne sınırsız, gözleri ne şaşkın; her şey ilk defa görünür gibi..
 
Ben onlardan öğrendim imkansızın olmadığını, gülümsediğinde kendine dünyanın da sana gülümsediğini..
 
Ben onlarla "oynarken", umudu emzirir içimdeki çocuk; gelecek güzel günlere, masumiyete, kirlenmemişliğe..
 
Her anımız yeniden, yeniden ve sürekli bir devrim gibi..
 
**Evrim Yavuz** 

4 Nisan 2014 Cuma

Üç Kedi Bir Dilek/ Okulöncesi Yaratıcı Okuma

Üç şirin kedinin masalı bu: ÜÇ KEDİ BİR DİLEK.
Üç kafadar çok iyi arkadaştırlar: Piti, Pati ve Pus..

Her şeyin karşılıklı ve koşullu yapıldığı, çocukların bile "Beni öpersen sana istediğin oyuncağı alırım" terbiyesiyle yetiştiği bir coğrafyadan çıkan şartsız sevgi ve arkadaşlığın masalı..
Bazen insan önünü göremez. Her şey kötü gider ya da gelmesi beklenen gelmez de gelen her şey anlamını yitirir. Beklenen tektir çünkü.. Mesela kayan bir yıldız..
Bir yıldızın ne zaman kayacağı belli olmaz ki! Piti damda, her şeyden uzakta yıldızın kaymasını beklerken hayat akıp geçmektedir. Gerçek arkadaşlar onu çok ama çok merak etmektedir. Pati ve Pus, bu amansız bekleyişe bir çare bulmak için kolları sıvarlar..
Dostluğun sıcak sularında iç ısıtan bu masal, çocuğu çocuk yerine koymadan, didaktik söylevlerle ders vermeye çalışmadan anlatıyor gerçek sevgiyi..
Kendi davranışlarının yanında başkalarının sorumluluğunu da üstüne alma, beklentisiz fedakarlık yapma ve gerçek sevgi...
Piti,Pati ve Pus'un masalı okunmaya değer.
Üç Kedi Bir Dilek
Yazan: Sara Şahinkanat
Resimleyen: Ayşe İnal Alican
Yaş grubu: 4+
Yapı Kredi Yayınları, 2012, sert kapak, 32 sayfa.
 
Atölyede yaratıcı okuma çalışmalarında da kullandığımız bu masala, bizim afacanların bulduğu son işte!
Damda yıldız kaymasını bekleyen Piti'yi kurtarmanın yolu; arkadaşlarının onun için yaptığı ipli yıldız.. Özenle kaydırdılar yıldızlarını ve dilediler dileklerini..
Yaratıcılık gibisi yok..
Kitabın getirdiği son da size kalsın:)
 

 

 

Müjdat Ataman Atölye'de Bizimle

DRAMA NEDİR, NE DEĞİLDİR?

LİDER: MÜJDAT ATAMAN

ANA BAŞLIKLAR: YARATICILIK/OYUN ve OYUNUN SINIFTA KULLANIMI/ DOĞAÇLAMA ve ÖĞRENME KAZANIMLARI İLGİSİ/ ÖĞRETMENİN YARATICI DRAMA ÇALIŞMALARINDAKİ ROLÜ...


Türk eğitim sisteminde değişiklik yaratması öngörülen yaratıcı drama alanı gerçekten de öğretmenlerimizin uygulamalarıyla Türk eğitim sisteminde bir fark yarattı mı yoksa, sistem yaratıcı drama alanını da kendine mi benzetti?

Bir çok eğitim kurumunun reklamında gördüğümüz, araştıran, sorgulayan, eleştiren, özgüvenli, sosyal çocuk hedefine ulaşmak için kullanabilecek en güzel yöntemlerden biri belki de yaratıcı drama uygulamalarıdır. Şu an olabildiğine popüler olan yaratıcı drama uygulamaları için de sorgulayıcı bir bakış açısı getirmemiz gerekiyor. Yaratıcı drama uygulaması adı altında yapılan etkinlikler gerçekten de öğrenciler için düşlenen hedeflere ulaşılmasına yardım mı ediyor yoksa popüler kültür içinde sıradanlaşıyor mu?

Yapılacak konulu atölye çalışmasında “yaratıcı drama” alanın eğitimde kullanımına yönelik farklı uygulamalar sunularak katılımcıların alımladıkları uygulamaları sorgulamaları sağlanacaktır. Yapılan örnek uygulamaların öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinimsel alanda gelişimine katkıları tartışılacak ve süreç değerlendirilecektir.

Altı saatlik yaratıcı drama çalışmasında genel olarak yaratıcılık kavramı, oyun ve oyunun sınıfta kullanımı, doğaçlamanın öğrenme kazanımları ile ilişkisinin kurulması, öğretmenin yaratıcı drama çalışmasındaki rolü, derslerde kullanılacak çatışma durumlarının derse katkısı irdelenecektir.

Çalışma tüm eğitimcilere açıktır, çalışmaya katılacak eğitimcilerin yaratıcı drama alanında eğitim almış olmaları gerekmemektedir.

Yer: OYUNBAZ ATÖLYE

Tarih: 12 NİSAN 2014 Cumartesi

10.00-13.00 ve 14.00-17.00 saatleri olmak üzere üçer saatlik 2 oturum

Ücret: 50 TL

KAYIT: oyunbazatolye@gmail.com adresine iletişim bilgilerinizi göndererek önkayıt yaptırabilirsiniz.
Katılımcı sayısı 20 ile sınırlıdır.

10 Mart 2014 Pazartesi

Anne Baba Dükkanı

İlk çocukluk döneminin en büyük kahramanıdır anne ve babamız. Onlarla vakit geçirmek, onlardan takdir cümleleri duymak paha biçilemezdir.
 
Ama bir de yemek konusunda çok ısrarcı olmasalar,sebze meyve ithalatçısı gibi davranmasalar, abur cuburlar konusunda özgür, kural koymak konusunda eli sıkı olsalar... Daha ne!
 
Çocukluğun muzip dünyasında her şeyi mümkün kılan coğrafyada, bir dükkan olsa.. Olsa da, sıkıldığımız zaman onların didaktik tavırlarından, eskisini götürsek, yenisini alsak Anne Baba Dükkanı'ndan..
 
Francesca Simon'ın kitabı işte tam da bunu anlatıyor. Vır vır da vır vır, dır dır da dır dır... sesleri ardından Ava, anne babasının pılı pırtısını toplayıp soluğu bu dükkanda alıyor. Başka çocuklar tarafından bu dükkana bırakılmış ebeveynler arasından kendine yeni bir anne baba aranırken "Promosyon-Seç Karıştır-Seri Sonu" bölümünü geçiyor. "Bol Harçlık Verenler" le "Şekerleme Serbest"ler arasından geçiyor. İşte aradığı anne baba burada.
 
Burada mı, yoksa her şey bir yanılsama mı?
 
 
Hem çocuk için hem de ebeveynler için bir öz değerlendirme fırsatı sunan kitap, aynı zamanda kural koyuculuğu sorguluyor. 
 
Ebeveynler durmaksızın kurallar koyar ve çocuklar başta kayıtsız şartsız kabullendiği bu kuralları sorgulamaya, duvarları yoklamaya başladığı an çatışma başlar ve kuralların neden konulduğunun açıklaması çocuğun zihninde hep havada kalır.
 
Simon, Anne Baba Dükkanı'nda zihindeki bu soru işaretlerini rafa kaldıracak ciddiyette ama ironik bir yaklaşımla; çocuğa, konulan  kuralların mantığını anlatıyor.
 
Hem de bunca şeyi; göze batırmadan, yazını didaktik bir  söyleve dönüştürmeden eğlenceli bir dille yapıyor.
 
Hem çocuk hem yetişkin gözüyle okunması gereken şahane bir kitap.. Hem eminim ki kitabı okuduktan sonra anne-babanıza/çocuğunuza şöyle sımsıkı bir sarılmak isteyeceksiniz.

Anne Baba Dükkânı   

Özgün Adı: The Parent Swap Shop
 
Yazan: Francesca Simon
 
Resimleyen: Pete Williamson
 
Çeviren: Bahar Siber

Yaş grubu: 5+

İletişim Yayınları, 2012, 80 sayfa, karton kapak